10 Aralık 2015 Perşembe

Mercek Altında: The Weeknd "In The Night"



  The Weeknd, yani gerçek adıyla Abel Tesfaye mainstream'e akmadan önce-ki bu bahsettiğim underground günleri çok da eski sayılmaz-underground olmasına rağmen inanılmaz bir kitlesi vardı. "XO" adı altında kendine resmen bir din kurmuştu da biz sevenleri onu koşulsuzca takip ediyorduk. Ne yapsa beğenecek durumda, XO sembollü dövmelerle vücudunu kaplayan, Abel'in ses tonunu resmen uyuşturucu gibi kulaktan alan bir kesim oluştu birden bire. Böyle fan kitlesini ancak mainstream'de, dünya çapında yer etmiş Justin Bieber tarzı fan-girl bazlı pop star'lar gerçekleştirebiliyor normalde; ama Abel bunu underground müzik yaparken bile başardı. Son albümü çıktığı anda ise artık "olmuş"tu bile. Şimdi Victoria's Secret sahnesinden Rolling Stone dergi kapağı arasında mekik dokuyor kendisi. E böyle bir ses, söz yazma kabiliyeti, çekicilikle zaten olmaması imkansızdı da, sonuna kadar hak ediyor şuan olduğu yeri.
Vokal olarak bence Michael Jackson'ın varisi diyebiliriz. Ya da en azından yaşayanlardan MJ'e yakın en fazla bunu duyabiliriz diyelim. Kullandığı vokal tekniği zaten özellikle de son yaptığı şarkılarda MJ diye bağarıyor ama dinlerken "MJ taklidi" dedirtmeden, kendi stiliyle harmanlayarak yapıyor bunu. Abel'i anlatmaya kalksam sanırım sayfalarca yazabilirim çünkü sesi (tonu, rengi, tınısı, verdiği inanılmaz his) beni ve benim gibi her yaştan tarzdan milyonlarca insanı büyüsü altına almış durumda. Geçici bir büyü değil bu. Gerçekten bambaşka bir olay. Zaten adamın yapmaya çalıştığı şey tam olarak da bu. Kendince bir akım yarattı, adına da XO dedi ve harbiden de peşinden sürüklüyor insanları din kurmuşcasına. Sürüklenip gidiyoruz bakalım başımıza neler gelecek Abel Bey'in elinden..

  Yazı aslında genel olarak The Weeknd yazısı değil, tek bir şarkısı üzerinde bir inceleme yapacağım. Bu zamana kadar mixtape'inden cover'ına çıkardığı her türlü şarkıyı dinlemiş ve hemen hemen hepsini ezbere de bilen biri olarak şunu söyleyebilirim ki son albümünden çıkan "In The Night" şarkısı açık ara en sevdiğim şarkısı oldu.
Eski şarkıları gibi tamamen kendi elinden çıkan bir şarkı diyebilir miyiz orası tartışılır nitekim neredeyse 4-5 kişinin ortak yazdığı bir parça; ama tabii şarkıyı bu denli içten ve sevmemizi sağlayacak şekilde icra eden de Abel'in ta kendisi olduğu için hakkını yememek lazım. Şarkının havası ve sözleriyle ilgili birkaç bilgi vereceğim sizlere. Bunun büyük bir bölümü de şarkının yazarı ve aynı zamanda prodüktörü olan hit-maker Max Martin'e dayanıyor.
Usher'dan Taylor Swift'e, Britney Spears'dan Christina Aguilera'ya ve birçok ünlü isme hit yaratan bu dahi isim Max Martin'in stüdyosu dünyanın en büyük ve konuşulan ikonlarından biri olan Marilyn Monroe'nun eski eviymiş. Yani rahmetlinin evini stüdyoya çevirmiş ve şarkının yazım-kayıt aşaması burada geçmiş. İnanır mısınız inanmaz mısınız artık orasını bilemem ama enerji denen bir gerçek vardır ve eşya; ev, mal, mülk bu gibi şeyler tarafından kullanılan, sahibi olan kişinin enerjisini asla kaybetmezler. Monroe'nun da içinde yaşadığı, üzüldüğü, ağladığı, kavga ettiği, sevindiği, kısacası hayatının geçtiği evde gayet tabii enerjisi kalmış olacak ki Martin'in yazdığı sözleri satır satır okuyup dikkatlice analiz edince adeta bir teori oluşuyor insanın kafasında ister istemez. Şarkı resmen Marilyn Monroe'nun hüzün, şöhret ve bir o kadar da yanlızlık dolu yaşam hikayesini andırıyor. Andırıyor dedim çünkü söylemler, varsayımlar bu yönde olsa da edebiyat mezunu birisi olarak söyleyebilirim ki yazılan cümle yazan kişi hariç kimse tarafından asla "şöyledir" şeklinde kanıtlanamaz. Hele ki şiir, şarkı sözünden bahsediyorsak. Biz ancak yazarın attığı minik ama bir o kadar da kandırmacalı, blöflü ipuçları üzerinden teoriler üreterek biraz da kendi psikolojimiz ve bilinçaltımız sayesinde çıkarımlar yapabiliriz.
Şarkıya dönersek, geçtiğimiz hazıran ayında albümden sızan ilk şarkı olmuştu. Sözleri de değildi, sadece 15 saniyelik bir kısmı sızmıştı ve şarkıyı defalarca 15 saniye olsa da dinledim. Hem ürpertici, hem üzücü, hem de çaresiz bir hissiyatla başbaşa bıraktı beni şarkı.
Dünyada son günüm kalmış, etrafımda sevdiğim herkes gitmiş, bir başıma kalmışım ama alacak-verecek hesabım kalmamış eyvallah diyerek kendimle, çevremle ve yaşam denen serüvenle barışımı sağlamışım da son kez dinleme hakkım olan bir şarkıyı dinliyormuşum gibi garip bir his verdi bana. Hala da veriyor. Yazdıklarımı roman gibi okuyanlar olabilir; dipnot geçeyim hem edebiyat hem müzik icra eden birisi olarak benden somut ve matematiksel şeyler zaten beklemeyein. Müzik hayal dünyasına açılan bir kapıdır ve sizlere normal hayattan alamadığınız hazları verir. Bu şarkının da bana hissettirdiği şeyleri anlatarak size iç dünyamdan kısa bir kesit gösterdim.

  Yani uzun lafın kısası şarkıda bahsedilen o üzgün, hayattan kazığı sağlam yemiş ve bu yüzden bir daha asla düzelmeyecek olan, Abel'in anladığı ve yardım etmek istediği ama edemeyeceğini de içten içe bildiği "O kız" aslında Marilyn Monroe olabilir mi?
Sözlerde teoriyi kanıtlayan dizelerden bahsedeyim:

"She was young and she was forced to be a woman"
"In the night she's dancing to relieve the pain, dollar bills and tears keep falling down her face..she'll never walk away"

  Bu stüdyo-ev olayını duyduktan sonra zaten internette de mevzu hakkında bu yönde konuşanlar olmuştur eminim.  Abel de verdiği röportajlarda Monroe'ya gönderme olduğunu kabul etmiş. O yüzden bir teoriden fazlası da denebilir. Bunu öğrendikten sonra şarkı daha da anlam kazandı benim için. Çünkü Monroe'nun da kapalı kapılar ardından aslında yanlız ve hüzünlü bir hayat yaşadığını az çok biliyoruz. Şarkıda bahsi geçen kız ve başından geçenler (cinsel istismar vb.)  de Monroe teorisini kanıtlıyor bence. Bundan sonra dinlerken kesinlikle gözümün önüne sarı saçları, kırmızı dudakları, narin bakışı ve buruk ama büyüleyici gülümsemesiyle Marilyn gelecek. Kendisi huzur içinde yatsın diyelim ve anmış olalım.

                                      

  Şarkının klibine gelirsek, klip Abel'in iç dünyasını güzel yansıtmış bence. Oturup detaylı analiz etmek gerek, gizli saklı bir ton şey var her zamanki gibi ama çok ilgimi çekmedi. Kötü diyemem ama çok da beğenmedim. Şarkı o kadar güzel ki zaten heralde ne çekse tatmin olmazdım. Şarkının bambaşka bir olayı var çünkü, kliple ölçülemez, açıklanamaz, betimlenemez.
Klipteki bana göre tek off-side olay Abel'in sevgilisi olan son zamanlarda meşhur olan model Bella Hadid'in oynıyor olması. Kızımız çok güzel, klibe de cuk oturmuş açıkçası ama ben sanatçıların işine sevgililerini karıştırmalarından pek hoşlanmıyorum, kendim de yapmazdım heralde diye düşünüyorum ama büyük konuşmuyorum ve konudan uzaklaşarak yazımı toparlıyorum.
  Şarkıyla ilgili anlatmak istediklerim bu kadar, şimdi sizleri zaten defalarca dinleyenlerle veya ilk kez duyacak olanlarla başbaşa bırakıyorum..

                                                 

Abel ve muhteşem yorumuyla "In The Night"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder