25 Ocak 2016 Pazartesi

Sporla Müziğin Kesiştiği Nokta




  Spor ve müzik. İlk duyuşta önyargıyla yaklaşır insanlar. Spor nerede müzik nerede diye düşünürler. "Ne alakası var ya bambaşka şeyler, farklı kulvarlar" diyebilirler. Oysa ki her ikisini de yakından takip eden, hatta müziği icra da eden birisi olarak söyleyebilirim; o kadar ortak noktaları var ki.. Verdikleri his ikisini de öyle güzel ortak noktada buluşturuyor ki.. Anlatılmayıp ancak yaşanabilecek yegane şeylerden aslında. Müziği icra ettiğim için kendimden yola çıkarak, kendimce tasvir etmeye çalışabilirim sizler için. Tabii işin sadece müzik kısmıyla ilgili tecrübelerimi anlatabilirim. Bunu ilk elden yaşayan ve yaşamaya devam eden birisi olarak bu hissimi sporla birleştiren noktayı anlatabilirim. 

  Sahneye çıktığım zamanlarda deneyimledim-ki çok da eski değil iki üç sene öncesinden bahsediyorum-sahnede şarkı söylerken zaten hissettiğim olay bambaşka ama söylediğimi hissedebilen ve eşlik eden, eğlenen veya herhangi bir duygu gösteren seyirciyle o anda bambaşka bir bağ kuruyorsunuz. Henüz 23 yaşındayım ama müzik yapmak için dünyaya geldiğimi düşünüyorum ve bu işi yaparken yaşadığım "aidiyet", o sahneye, elimde tuttuğum mikrofona ve müziğe karşı hissettiğim ait olma hissini hiçbir şeye değişmem. Onu ilk kez deneyimlediğimde dedim ki "tamam buymuş işte, bunun için yaşıyorum. Bu duyguyu başka birşey yaparken hissedemem." Ta ki stadyumda "ait" olduğum-"ait" diyeceğim "tuttuğum" yerine-takımı desteklerken birşeyi farkedene kadar. Takım tuttuğunuzda o takımla sevinip o takımla üzülüyorsunuz ve yarı yolda bırakmamacasına seviyorsunuz. Sizi o maçta gol yiyip üzebilir. Bir başka maçta ise gol atar sevindirir. Çok kötü bir sene geçirebilir takımınız, harap olursunuz desteklerken, karşı takım taraftarlarının sevincini uzaktan izlerken. Bir başka sene de işler tamamen sizin lehinize işler; takımınız mükemmel goller atar, paha biçilemez anlar yaşar ve size de yaşatır. Futbol, basketbol ne gelirse artık aklınıza. Hemen hemen her spor dalında düşüşler ve zaferler vardır. Bahsettiğim hissi de aklınıza hangi spor dalı ve hangi takım gelirse gelsin hissedebilirsiniz. Ben bu yazımda özellikle futbol ve müziği ilişkilendirdim. Çünkü futbolda 90 dakika içinde atılan sadece 1 golün bile büyük önemi vardır basketbola nazaran. 

  Sahnede şarkı söylerken hissettiğim ait olma, seyirciden gelen destek ve beraberlik hissini yaşam içerisinde sadece futbol izlerken hatta izlemek hafif kaçar futbolu "yaşarken" hissettim. Peki bunu anca mı farkettin diye soranlarınız olabilir. Tabii ki müzik ve futbol küçüklüğümden beri hayatımın büyük bölümünü kaplayan unsurlardı ama büyüdükçe, tecrübe kazandıkça, yaşama karşı her yaşadığım olayla bakış açım ve düşüncelerim değiştikçe farkındalığım arttı. Kazandığım farkındalıkla bu iki birbirinden çok uzak görünen şeyin aslında çok da aynı olduklarını gördüm. 

 Sahi, futbol maçında tribünler hepbir ağızdan marş söylemez mi? Oyuncular maça hazırlanırken, antreman yaparken müzik dinleyerek kendini motive etmez mi? Takımımızın kendine ait marşı yok mudur duyduğumuz,  söylediğimiz anda "O" takımı neden ve ne kadar çok sevdiğimizi bize hatırlatan? 


  Okurken cevabı buldunuz bile bence. Cevap evet. İşte bu yüzden müzik ve sporun ortak bir noktada kesiştiğini sizlere de göstermek istedim. Müzik aslında bir araçtır, normal hayatta, konuşurken anlatamadığımızı anlatan ve anlattıran. Bir aracıdır. Hislerimize tercümedir. Tutulan takımın yanında olduğumuzu da en iyi müzik aracılığı ile anlatırız, aktarırız. Hem başkasına, hem kendimize, hem takımımıza hem de sahada ter döken takımın oyuncularına. Konu hakkında düşüncelerimi paylaşırken minik bir de playlist hazırladım konuyla ilgili.
  Spor olmadan müzik gayet tabii vardır ama müzik olmadan sporun ben şahsen imkansız olacağını düşünüyorum. Sporcular da zaten her fırsatta müzikle ne kadar içiçe olduklarından bahsederler. Müzik öyle mükemmel birşey ki yaşamın her alanında insanı motive ve rehabilite edebilen bir iksir adeta. Derlediğim şarkıların kimisi mecazi anlamda oyuncularla bağdaştırılabilir, kimisi oyuncular ve takımlar için özel yazılmış, kimisi de basketbol ya da futbolla ilgili unsurlar barındırıyor. 

Müzisyen sahneye çıkarken, sporcu da sahaya çıkarken aslında aynı şeyi hissediyor. 


Biraz ego, biraz hırs, biraz korku, büyük ölçüde tutku ve sevgi, azıcık da tereddüt ve endişe..ama en güzeli AİDİYET. Sahnede ses tellerini kullanarak şarkısını söyleyen müzisyenin hissettiği ile vücudunu kullanarak sporunu icra eden sporcu aynı duyguyu hissediyor ve izleyen seyirciye/taraftara da aynı şekilde hissettiriyor. Milyonlara geçirebiliyor bu hissi. İşte tam da bu yüzden bu ikili, farkındalığı bir kez yakaladığınız zaman bir daha asla birbirinden ayıramayacağınız bir olaya dönüşecek aklınızda. 












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder